YAŞAM

Her hareketli çocuk DEHB taşımaz

ÇEK'in DEHB rehberi, her hareketli çocuğun bu bozukluğa sahip olmadığını vurguluyor. Erken teşhis, doğru tanı ve bütüncül tedavi yaklaşımlarıyla aile ve okul desteğinin önemine dikkat çekiliyor.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
2 dk Sesli Dinle
Her hareketli çocuk DEHB taşımaz

Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK), Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Farkındalık Ayı vesilesiyle aileleri ve eğitimcileri bilgilendiren bir rehber yayımladı. Rehber, DEHB'nin tembellik, şımarıklık veya yetersiz ebeveynlik sonucu olmadığını belirterek, erken teşhis ve bütüncül tedavi yaklaşımlarının önemini vurguluyor.

DEHB'nin doğru anlaşılması

Rehberde, çocukların hareketli, sabırsız veya zaman zaman dalgın olmasının gelişimsel süreçlerin doğal bir parçası olabileceği hatırlatılıyor. DEHB'nin belirleyici özelliğinin, bu davranışların yaşa göre beklenenden belirgin şekilde fazla olması, süreklilik göstermesi ve çocuğun günlük yaşamını olumsuz etkilemesi olduğu ifade ediliyor. Belirtilerin en az altı ay devam etmesi ve çocuğun gelişim düzeyüyle uyumsuz olması gerektiğine dikkat çekiliyor. DEHB'nin yalnızca dikkati sürdürememe veya aşırı hareketlilikle sınırlı olmadığı, aynı zamanda dürtü kontrolü, davranış organizasyonu ve öz yönetim becerilerindeki zorluklarla ilişkili nörogelişimsel bir bozukluk olduğu belirtiliyor.

Tanı ve tedavi süreçleri

DEHB tanısının tek bir testle konulamayacağı, tanı sürecinde çocuğun gelişim öyküsü, belirtilerin başlangıcı, ev ve okul ortamındaki davranışları, aile bilgileri ve öğretmen gözlemlerinin bir arada değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ölçekler ve nöropsikolojik testler, bu klinik değerlendirmeyi destekleyici unsurlar olarak kullanılıyor. Çocuk ve ergen psikiyatristlerinin tanısal değerlendirmede ana rolü üstlendiği, psikologların ise psikoeğitim, ebeveyn desteği ve psikoterapi süreçlerine katkı sağladığı belirtiliyor. Tedavinin bütüncül bir yaklaşımla, çocuğun yaşı, belirti şiddeti, günlük yaşamdaki etkilenme düzeyi ve aile koşulları dikkate alınarak kişiye özel planlanması gerektiği ifade ediliyor. Aile, okul ve uzmanlar arasındaki iş birliğinin, tedavi sürecinin başarısında kritik rol oynadığına dikkat çekiliyor.

Bu Yazıyı Paylaş