Kolon kanserinde erken tanı ve düzenli takip hayati öneme sahip
Kolon kanseri, 50 yaş altındaki bireylerde artarken, erken tanı ve düzenli takip hayati önem taşıyor. Risk faktörleri ve belirtiler hakkında bilinçli olunmalı.

Kolon kanseri, genellikle ileri yaş grubunda görülen bir hastalık olarak bilinse de, son yıllarda 50 yaşın altındaki bireylerde görülme sıklığı artmaktadır.
Önemli risk faktörleri
Kolon kanseri, kalın bağırsağın iç yüzeyini kaplayan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkmaktadır. Aile öyküsü, genetik yatkınlık ve yaşam alışkanlıkları, bu hastalığın risk faktörleri arasında yer alıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdulcabbar Kartal, işlenmiş etlerin fazla tüketimi, aşırı kırmızı et, obezite, hareketsizlik, sigara ve alkol kullanımının kolon kanseri riskini artırabileceğini ifade etti.
Belirtiler göz ardı edilmemeli
Kolon kanserinin erken evrelerde belirti vermeden ilerleyebileceğini belirten Kartal, dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, açıklanamayan kilo kaybı ve karın ağrısı gibi durumların dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Bu belirtilerin her zaman kanser anlamına gelmediği, ancak özellikle dışkıda kan görülmesi durumunda mutlaka bir doktora başvurulması gerektiği ifade edildi.
Kolonoskopinin önemi
Kolon kanserinin bir kısmı, polip adı verilen oluşumlardan kaynaklanmaktadır. Prof. Dr. Kartal, kolonoskopinin bu poliplerin tespit edilip çıkarılmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Dışkıda gizli kan ve dışkı DNA testleri tarama amacıyla kullanılabilirken, bu testlerin kolonoskopinin yerini almadığını da vurguladı. Test sonuçlarının pozitif çıkması durumunda kolonoskopi uygulanması gerektiği ifade edildi. Tedavi sürecinin hastalığın evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlendiğini aktaran Kartal, erken evrelerde cerrahinin genellikle temel tedavi olduğunu, bazı hastalarda kemoterapi gerekebileceğini kaydetti. İleri evrelerde ise cerrahi ve ilaç tedavilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Moleküler testlerin rolü
Tedavi planlamasında tümörün hücresel ve genetik özelliklerinin incelenmesinin önem kazandığını belirten Kartal, bazı hastalarda hedefe yönelik tedavilerin ve immünoterapinin değerlendirilebileceğini vurguladı. Moleküler testlerin, özellikle ileri evre hastalarda tedavi seçiminde katkı sağladığına dikkat çekti. Ayrıca, tedavi sonrası düzenli takibin önemini vurgulayan Kartal, muayene, kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinin kullanılacağını belirtti.

