SAĞLIK

Sağlıklı yaşlanmanın temeli çocuklukta atılıyor

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek, sağlıklı yaşlanmanın temellerinin çocuklukta atıldığını, anne karnından itibaren yaşanan deneyimlerin epigenetik yaşlanma yoluyla gelecekteki sağlığı etkilediğini vurguladı.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
2 dk Sesli Dinle
Sağlıklı yaşlanmanın temeli çocuklukta atılıyor

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nil Sarıçiçek, sağlıklı yaşlanmanın temellerinin çocukluk döneminde atıldığını vurguladı. Anne karnından itibaren yaşanan deneyimlerin, bireyin gelecekteki sağlığı üzerinde derin etkiler bırakabileceğini belirten Sarıçiçek, çocuk sağlığına bakış açısının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yaşlanma süreci ne zaman başlıyor?

Dr. Nil Sarıçiçek, yaşlanmanın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan fiziksel değişimlerden ibaret olmadığını, yaşamın ilk dönemlerindeki deneyimlerin gelecekteki sağlık üzerinde önemli etkileri olabileceğini ifade etti. Sarıçiçek, “Çocukluk, yaşlanmadan önceki dönem değildir. Sağlıklı yaşlanmanın biyolojik altyapısının şekillendiği en önemli yaşam evrelerinden biridir” diyerek, günümüzde yaşanan bazı sağlık sorunlarının temellerinin, yaşamın ilk dönemlerindeki farkına varılmayan deneyimlerle ilişkili olabileceğini belirtti. Bu nedenle sağlığın, yalnızca bugünkü belirtiler üzerinden değil, yaşam boyu süren bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ekledi.

Anne karnındaki koşullar ve telomerler

Bilimsel bir makaleye atıfta bulunan Dr. Sarıçiçek, anne karnından ergenliğe uzanan dönemdeki olumsuz yaşam koşulları ile biyolojik yaşlanma arasındaki ilişkiyi vurguladı. Kromozomların uçlarını koruyan ve hücre bölünmeleriyle kısalan telomerlerin, hücresel yaşlanma süreçlerini anlamada önemli bir gösterge olduğunu açıkladı. Gebelik dönemindeki stres, anksiyete, depresyon, sosyoekonomik zorluklar, beslenme sorunları ve şiddete maruz kalma gibi etkenlerin yanı sıra çocukluk dönemindeki kronik stres, ihmal ve olumsuz çevresel koşulların da telomer uzunluğuyla ilişkili olabildiğini belirtti. Bu bulguların, çocuk sağlığının sadece fiziksel gelişimden ibaret olmadığını ve çocuğun içinde büyüdüğü çevrenin, yaşadığı stresin ve güvende hissetmesinin yaşam boyu sağlık açısından önem taşıdığını hatırlattığını söyledi.

Takvim yaşı ile biyolojik yaş farkı

Dr. Nil Sarıçiçek, çocuk sağlığında epigenetik yaşlanmanın da dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Epigenetik yaşlanma göstergelerinin, hücrelerin biyolojik yaşı ve yaşlanma süreçleri hakkında bilgi verebildiğini ve erken yaşam deneyimleriyle ilişkili olabileceğini belirtti. Sarıçiçek, bir çocuğun takvim yaşı sekiz olsa bile biyolojik süreçlerinin farklılık gösterebileceğini, erken dönemdeki olumsuzlukların bazı çocuklarda hızlanmış biyolojik yaşlanma göstergeleriyle ilişkili olabileceğini açıkladı. Ancak bunun, olumsuz deneyim yaşayan her çocuğun biyolojik olarak daha yaşlı olacağı veya gelecekte mutlaka hastalanacağı anlamına gelmediğini, önemli olanın erken yaşam koşullarının gelecekteki sağlık riskleriyle ilişkisini anlayabilmek ve önlenebilir riskleri azaltmak olduğunu vurguladı. Sağlıklı yaşlanmayı destekleyen yaklaşımın tek bir biyolojik ölçüme indirgenemeyeceğini, çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal iyilik halinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sarıçiçek, yeterli ve dengeli beslenme, kaliteli uyku, düzenli fiziksel hareket, metabolik sağlık, stresle baş etme becerileri, güçlü sosyal bağlar ve güvenli bir çevrenin, çocukların uzun vadeli sağlık kapasitesini destekleyen temel unsurlar olduğunu ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş